Meçhul Dost Bagel

Bilenler bilir; yurtdışında yaşayanların en çok özlemini çektikleri şeylerin başında memleket yemekleri gelir. Kendi gözlemlerime ve tecrübelerime dayanarak iddia edebilirim ki, Türkiye’den uzakta yaşayanların en çok özledikleri ve gurbet ellerde bulamadıkları yiyeceklerin başında da simit gelir (Yarı İzmirli olmama rağmen gevrek lafından hazzetmem. Simite simit derim). Hatta bu özlem adama yeri gelir Nijerya’da köşe bucak maya arattırır, evde simit yaptırır ve sonuç olarak neredeyse bir taş sertliğinde olan o simitleri “ya aslında o kadar da fena olmamış” dedirte dedirte kemirttirir.

New York’ta simit hasretini daha nadir yaşıyorum çünkü New York’un sembol yiyeceklerinden biri olan ‘bagel’ bizim simidin biraz hallicesi aslında. Her köşebaşında satılan halka şeklindeki bu yiyecek, tıpkı simit gibi mayalı hamurdan yapılıyor ama ondan farklı olarak önce kaynar suda kısa bir süre haşlandıktan sonra fırına atılıyor. Susamlı, haşhaşlı, sadeli, kepekli çeşitlerini bulabilir; arasına krem peynir, yer fıstığı ezmesi, füme somon, artık Allah ne verdiyse koydurup tost makinasında ısıttırdıktan sonra bir güzel yiyebilirsiniz. Benim favorim içine krem peynir+domates konmuş susamlı bagel. Ezine beyaz+kekikli zeytinyağlı domates+simit bileşiminin yanına yaklaşamaz ama yine de lezzetli. Hastası da çok. Hatta ismi lazım değil Kanadalı astronotun biri uzaya çıkarken yanında 18 tane götürmüş bunlardan.

Eğer evin oralarda isem ve bagel yiyesim gelmişse bizim evin yakınındaki ‘Townhouse’ kafeye uğrarım. Buraya her gidişimde de meçhul dost (familiar stranger) kavramı gelir aklıma. 1970’lerde sosyal psikolog Milgram tarafından ortaya atılmış olan bu kavram, aynı mekanda farklı zamanlarda tekrar tekrar rastgeldiğimiz ama hiçbir şekilde iletişim kurmadığımız insanlara işaret ediyor. Örneğin her sabah aynı saatte bindiğiniz otobüste denk geldiğiniz kırmızı yanaklı tontiş teyze, sürekli alışveriş yaptığınız marketteki somurtkan tezgahtar, spor salonunda koşarken gizliden gizliye kestiğiniz adaleli abla… Bi gün görmezseniz yokluğunu farkedersiniz ama bundan öteye de gitmez merakınız. Milgram’a göre meçhul dostlar, içinde bulunduğumuz mekanlara aidiyetimizi kolaylaştırıyor. Hatta izole metropol yaşamında insanların kendilerini tamamen yalnız hissetmelerini engelleyen bir mekanizma işlevi gördüğü bile düşünülüyor. Bu kavramın, dünyanın en büyük metropolü New York’ta doğmuş bir psikolog tarafından yine New York’ta geliştirilmiş olması tesadüf değil sanırsam.

 Eee bagel ile, daha doğrusu bahsettiğim ‘Townhouse’ ile ne alakası var bunun di mi? Şöyle ki; bu kafeye ne zaman girsem garson Rada’nın sıcacık gülüşü karşılar beni. Her zaman içten bir şekilde “nasıl gidiyor hayat?” diye sorar. Az biraz geyik yaparız, sonra o işine döner. Bi de kafenin sahibi Yunan biraderler vardır. Onların da hep gözlerinin içi güler. Bagel hazırlanana kadar mutlaka bir kaç dilim meyve ya da bir bardak portakal suyu ikram ederler. Onlarla da genellikle “bizim oraların havası, denizi, meyvesi, sebzesi yook bre buralarda” muhabbeti yaparız. Sonra masa toplayıcı çocuklarla selamlaşır, bageli alıp çıkarım. Benim için tamamen meçhul olmasalar bile, bu kişilerle ilişkimiz bagel aldığım zaman dilimi ile sınırlıdır. Rada’yla başka bir yerde görüşmeyiz mesela, ya da birbirimize derdimizi anlatmayız. Yunan biraderlerle ayak üstü laflamak dışında başka bir konuşmamız olmaz. Paraya sıkışsam gidip onlardan borç istemem misal : ) Ama ne zaman gitsem onların orada olduğunu ve sıcak bir şekilde karşılanacağımı bilirim, bazen sadece merhaba demek için yanlarına uğrarım ya da camekanın arkasından selamlaşlaşırız belki diye kafamı o tarafa çeviririm eve doğru yürürken. Bu ritüeller bana yurtdışında özlemini çektiğim bir başka şeyi hatırlatır: mahalle kültürünü. Ve kendimi yaşadığım mahalleye ait hissetmemi sağlar. Velhasıl dostlar iyidir, meçhul kalsalar bile.

Not: Bence bu kavram günümüz sosyal ilişkilerine uygun olarak gözden geçirilecekse facebook gibi paylaşım sitelerindeki meçhul dostlara; arkadaş listelerinde öylece duran, hayatından bir şekilde haberdar olunan ama asla etkileşime girilmeyen insanlara bakılmalı.

Rica: Benim yerime herhangi bir Boğaz vapurunda, ince belli çay yanında bi simit yiyiverin. Hatta bi tane de fazladan alıp martılara atın be, sevaptır!

Reklamlar

7 responses to “Meçhul Dost Bagel

  1. Şu an diyetteyim keşke okumasaydım 😉 gecenin bu saati simit düştü aklıma ….. belki susamlı galeta bulurum kiler dolabında ….çılgın otorite deneyinin sahibi Miligram’ın dostluk kavramını bileceğini hiç ummazdım benim cehaletim oldu bu 😉

  2. Banu bende şimdi annemden ögrendim:Bizim buradaki simitde önce kaynar suya atılıp çıkartılarak kalıp tutturuluyor sonra üstüne pekmez ve susam sürülüp fırınr atılıyormuş…

  3. Banu cok guzel yazmissin, kendimi bir an Manhattandaki evde hissettim ama hic merakin olmasin Ankarada simit ve cay senin icin yenecektir hatta kuslarada yedirilecektir,opuyorum seni,takipdeyim…Harikasin:)

  4. Bende simitle krem peynir bide ince belli bardakta cay istiyorum ya
    Banu gece gece yaptin yapacagini 😦

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s