İbret verici öykü: Nasıl suşi bağımlısı oldum?

images (4)

Şimdi bu başlığı okuyan bazı arkadaşlarımın “Yazııık derde bak!” ya da “Bu hatun da tam sosyete olmuş ha!” gibi yorumlar yapacağını tahmin ettiğimden, büyük düşünür İbrahim Talıses’e atfedilen bir özlü sözle duruma açıklık kazandırayım: Denizli’de suşi vardı da biz mi yemedik : ) Evet, ne yetiştiğim şehirde ne de daha sonra üniversite için gittiğim İzmir’de suşi falan görmüşlüğüm yoktu. Uzun yıllar yaşadığım İstanbul’dan ayrılırken de suşi servisi yapan birkaç Uzakdoğu restoranı olduğu, oradaki fiyatlar da anasının gözü olduğu için (hala öyle mi acaba?) bizim mutfak kültürümüzle uzaktan yakından alakası olmayan bu yiyeceği sadece bir kez denemiş, onda da “Yazık lan bu Japonlara!” diyerek bu defteri kapamıştım.

images (2)

Burada ise suşi, bulabileceğiniz en yaygın, en sağlıklı ve en ucuz yiyeceklerden biri. Türkiye’de çiğ köfte satan bi yer bulmak neyse, burada da suşi restoranı bulmak öyle… Üstelik bu restoranlarda mükellef bir öğle/akşam yemeği yiyip ortalama bir Türk restoranında vereceğiniz paranın neredeyse yarısını ödeyerek çıkıyorsunuz.

New York’a ilk geldiğim zamanlar suşi restoranlarının popülerliğine bir anlam veremiyordum. Tanıdığım tanımadığım herkes çok seviyordu. Arkadaşlarla yemek planı yapılacağı zaman onlardan gelen suşi tekliflerini “Yok hacı ya ben yemiyorum” şeklinde reddediyordum. Ama gel gör ki yemek konusunda muhafazakar bir insan olmamakla övündüğüm halde, herkesin ayılıp bayıldığı bu mereti yememek kanıma dokunmaya başladı. Nasıl olur da herkesin bu kadar lezzetli bulduğu bir “şeyi” yiyemezdim? Karar vermiştim: ben de suşi sever hale gelecektim. İlk birkaç seferki denemelerim “Iyyk, çiğ balık ya bu!” nidaları eşliğinde oldu ama yılmadım, “gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım” diye diye yemeye devam ettim. Bir sonraki aşama olan “Aaa yenilebiliyomuş ya bu” evresini, “Akşama suşi mi yesek?” dönemi takip etti.

P1000744

Bir yıl sonra geldiğim nokta ise şu: Artık iflah olmaz bir suşi bağımlısıyım :p Haftada en az iki-üç defa suşi yemezsem rahat edemiyorum. Bir hafta yemezsem yoksunluk semptomları göstermeye başlıyorum. Ellerim titriyor, başım dönüyor, normalde pambık gibi yumuşak bir kişiliğim olmasına rağmen sinirli bir insana dönüşüyorum. Gittikçe yediğim miktar beni kesmez oldu; daha fazla, hep daha fazla yemek istiyorum. Suşi yeme sıklığını azaltmaya yönelik istemli çabalarım sonuçsuz kalıyor.

P1000742

Buradan yetkililere seslenmek istiyorum. Çok müşkül durumdayım. Devlet benim gibi sonradan görme suşi bağımlılarına el uzatmalı ve tedavi altına almalı. Ben yandım, bari başka gençler yanmasın!

Kıssadan hisse: Önyargıların her türlüsü kötüdür. Sizden farklı alışkanlıkları olan arkadaşlarınızı yargılamadan önce bi dinleyin. Damak tadınızdan farklı yiyecekleri yemeyi hemen reddetmeden önce bi deneyin.

 





Reklamlar

2 responses to “İbret verici öykü: Nasıl suşi bağımlısı oldum?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s