Yaşlanmaya Övgü

 

Veracruz’da hafif rüzgarlı, ılık bir cuma akşamı… Şehrin en büyük meydanına kurulmuş sahne üzerindeki orkestra yarı neşeli yarı hüzünlü bir danzón şarkısı çalmaya başlar. Meydanın etrafındaki çemberde oturan insanlar bir bir ayağa kalkar dans etmek için. Erkeklerin saçları briyantinli, takım elbiseleri ütülü; kadınlarda hafif bir makyaj… Dans ettikçe birbirine karışan farklı parfümlerin kokuları hissedilir inceden. Hepsi zarif; özenle hazırlanıp gelmişler oraya besbelli. Her şarkıya büyük bir ustalıkla eşlik eden bu kişilerin bazıları 60’larında, bazıları 70’lerinde…

P1000520

Muhtemelen ilk gençlik yıllarından beri her cuma akşamı aynı ritüeli gerçekleştiren bu insanları izlerken daha önce hiç farketmediğim bir düşünce geliyor aklıma; birden ayıyorum ki yaşlanmak çoğu zaman varsaydığımızın aksine güzel bir deneyim olabilir. Evet, artık hayatın geri dönüşü olmayan bir yol olduğunun farkına varılması pişmanlıkları da getirebilir beraberinde, özellikle de geçip giden yılları çok daha iyi bir şekilde yaşayamadığı için hayıflanıyorsa insan. Evet, hastalıklar kaçınılmaz ve bıktırıcıdır; sevdiğin insanları kaybetmeye başlamışsındır çoktan ve eminim ki bu, çok acıdır. Ölüm soyut ve uzak bir kavram değildir artık, yine de korkutucudur. Ama bütün bunlara rağmen işte, 70 yaşında hâlâ romantik bir şarkı eşliğinde dans edebilecek kadar büyük bir yaşam enerjisiyle dolu olmak ve keyifli bir dans gecesi geçirmek kadar basit bile olsa hayattan hâlâ beklenti sahibi olmak mümkündür.

P1000605

20’li yaşlarımın başında 30’lara dair bir tahayyül yoktu kafamda. 30’lara yaklaştıkça, inkâr etmeyeyim çoğu insanın zihnini bir süre meşgul eden kaygılardan nasibimi aldım. Yaş hanemin onlar basamağındaki bu değişimi zaman zaman fazla ciddiye aldım. Ve şimdi 30’lu yaşlarının henüz başında biri olarak şu durumun farkına vardım: Eğer her şey normal şartlar altında devam ederse -ki umarım öyle olur- uzun sürecek bir yaşam döngüsünün basamaklarını geçiyorum birer birer. Her basamağın getirdikleri, götürdükleri ve gerektirdikleri kendine özgü. Yaşlanmak da, bir zamanlar düşündüğümün aksine daha önceki basamaklardan nasıl geçtiğine bağlı olarak gayet keyifli bir şekilde karşılayabileceğin bir evre olabilir şanslıysan. Evet, sondan bir önceki basamak olması itibariyle hüzünlü ama kendini, bu dünyadan gelip geçmiş milyonlarca canlıdan biri olmayı başardığın için şanslı; biriktirdiğin acı tatlı binlerce anıdan dolayı görmüş geçirmiş; hele de ardında birkaç kalıcı eser bırakmayı becerebilmişsen tatmin olmuş ve gururlu hissedebileceğin bir dönem… Bundan 10 yıl önceki bakış açımla asla farkına varamayacağım bir anlayış bu.

20’li yaşlarının ortasına kadar hayattan ve kendinden sürekli şikâyet eden biriydim. 30’ları göremeden bu dünyadan çekip gideceğimi zannedecek kadar da kısa bir gelecek algım vardı. Şimdi 30’lu yaşlarının henüz başında bir insan olarak uzun, upuzun bir ömrüm olsun istiyorum. Hayatımın geri kalanına -şimdiye kadar teptiğim yoldan çok daha fazlasına umarım yani- sığdırmak istediğim o kadar şey var ki… Çok iyi bir oyun terapisti olmak; günün birinde kıçımı tekrar kaldırabilirsem doktora yapmak; Güney Amerika ve Afrika’yı en az üç dört ay karış karış dolaşmak; çocuklar için hikâye kitapları yazmak; her dünya mutfağından en az bir yemek yapabilmek; şakır şakır İspanyolca konuşmak; en az bir yazımı vahşi hayvanları korumak için düzenlenen gönüllü projelerinde çalışarak geçirmek; İstanbul’da bir odasını çocuklar için sanat atölyesine dönüştürebileceğim hem bahçeli hem de deniz manzaralı bir evde oturacak kadar para kazanmak; tüm bunları yaparken bir yandan da kendine ve dünyaya güvenen mutlu bir çocuk(lar) yetiştirebilmek; kedisi, köpeği ve çiçekleri eksik olmayan bir evde yaşamak; sevdiğim insanlar için değerli kalabilmek ve değer verdiğim insanların hayatına katkıda bulunmak… Ne mutlu ki şu anda, hayatımın bu evresinde; bu isteklerimin hepsini değilse bile, çoğunu gerçekleştirebileceğime dair büyük bir umut da taşıyorum.

P1000610Bu satırları yazarken 70’lerimize geldiğimizde Noyanım’la birlikte Veracruz’a yeniden gidip bu sefer dans eden “yaşlı” insanlar grubuna ait bir çift olarak aynı meydanda dans ettiğimizi hayal ediyorum. Hâlâ birbirinin gözlerine sevgiyle, aşkla, huzurla bakabilen bir çift olarak… Bundan 10 yıl önceki hayal gücümle asla aklıma gelmeyecek bir resim bu.

P.S. Kendi hayatımdan bu kadar umutlu olmama rağmen, Türkiye’nin ve dünyanın geleceğine dair çok karanlık senaryolarım da var. Hâl böyle olunca benim geleceğim nasıl aydınlık kalacak ondan da emin değilim tabi.

(Bilmeyenler için söyleyeyim. Şu yazdıklarımın Erikson’un gelişim dönemleri teorisi ile bağlantılı olduğu bir sürü nokta var. İlgilenenler internette ufak bir araştırmayla daha fazla bilgi edinebilir.)



Reklamlar

4 responses to “Yaşlanmaya Övgü

  1. çok güzel bir yazı. umut ettiğin ve planlarında olan her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. sevgiyle öpüyorum
    (yorum yazabiliyormuşum)

  2. Sevgili gelin :),
    Çok güzel bir yazı olmuş. O kadar dikte etmeden kendi pencerenden anlatmışsın ki insanın empati yapası geliyor. Çok şukela… Mesela ben Uykusuz’daki Sandık İçi’ni de bu yüzden okuyorum. :)) Öperim

    Naçizane: İnternette artık arama motoruyla ulaşılan bilgilerde çok fazla yararsız, çöp bilgi de var. Bir psikolog olaraktan acep Erikson teoremine dair siz mi bir link önereydiniz? Teşkür

    • Sewgili görümcecim, afferim hep böyle yorumlar bekliyorum senden ; ) baktın yazıya kimse yorum yapmamış hemmen yapıştır bi yorum. Erikson konusunda wikipedia kısa ve öz bilgi sağlar heralde. Daha ayrıntılı okuma yapmak isteyen olursa haber versin kaynak ismi söylerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s