Ah Güzel New York!

O kadar uzun zamandır yazmıyorum ki bir blogum olduğunu unutmuşum. Blogun şifresini hatırlamam bile epey vakit aldı. Yazmadığım zaman zarfında önce hayatımın en sağlıklı ve dingin, sonra da en zor ve kaygılı günlerini geçirdim. Bugünlerde ise hayatımın en belirsiz zaman diliminden geçmekteyim. Neyse… Bütün bunlar başka bir blogun konusu olacak ileride.

Bu süre boyunca boş boş oturdum diyemem. Eskisine göre daha az da olsa gezmeli tozmalı bir yıl geçirdim. Üzerine yazılacak şehirler, ülkeler de birikti haliyle. Ama geri dönüş yazım NY’la ilgili olacak. Geçenlerde televizyonda denk geldiğim “Metrodan Kaçış” isimli dandik ötesi bir action filmine sırf Manhattan’da geçiyor diye takılıp sokak sahnelerinde gözlerimin dolmasına engel olamayınca NY’u ne kadar özlediğimi fark ettim. Aslında böyle olacağını biliyordum. Rüyalarımda sokaklarında dolandığımı göreceğimi de..

ben Amerika’dayken…

Türkiye’ye döneli iki ay oldu. Hala, son üç yılını Amerika’da geçirmiş herhangi birinin pek çoklarınca ukalalık gibi algılanabilecek olağan şaşkınlığıyla yaklaşıyorum buradaki düzene. Gelişmiş bir ülkede yaşamanın ne demek olduğunu az biraz görünce “insanca yaşamak bizim de hakkımız değil mi ulaaan!” diye öfkeleniyorum her gün en az bir olay karşısında. Neyse bünye otuz yıl bu topraklarda yaşadı nasıl olsa, alışırım yakında.

NY’daki son iki ayımı her Allah’ın günü sabahtan akşama şehrin kaldırımlarını arşınlayarak, görmediğim her sokağına girip en sevdiğim mahallelerini yeniden gezerek, denemediğim her yiyeceğin tadına bakıp müptelası olduğum mekanları son bir defa daha ziyaret ederek geçirdim. Fantastik vitrinlerine baktım uzun uzun, renkli dükkanlarına daldım. Dünyanın başka hiçbir yerinde göremeyeceğim çeşitlilikte insanlarını izledim çaktırmadan, onlara uzun uzun bakmak ayıp olduğundan : ) Son bir ay boyunca ise bulabildiğim her boşlukta bisikletle dolaştım sokaklarda. Bugünlerde gözlerimi kapattığımda aklıma gelen görüntüler işte bu bisiklet turlarından kalma klibimsi manzaralar oluyor. Ve zihnimde bu manzaralara eşlik eden şarkılar boğazımın düğümlenmesine neden oluyor. Ah New York ah, ne çok özledim seni!

Aslına bakarsanız NY turist olarak gidildiğinde öyle insanı kalbinden vuracak kadar etkileyici bir şehir değil bence. Sıkıştırılmış bir programla 3-4 gün içinde şehrin mutlaka görülmesi gereken yerlerini bitirmeniz gayet mümkün. Gökdelenleri, parkları, koşuşturan insanları, ışıklı mağazaları ile dinamik ama nefes aldıran bir şehir der geçersiniz. En azından ben öyle derdim heralde. Ama NY içinde bir süre yaşadığınızda tüm güzelliklerini ele verir, sizi yavaş yavaş bağımlısı haline getirir. Şehrin görünmez kurallarını ancak bir süre orada yaşadıktan sonra çözebilir, her köşe başı turist kaynayan bu yerde ancak zamanla kendinizi gerçekten oraya ait hissedebilirsiniz. Zira NY geçici olarak yaşadığınızı bildiğiniz pek çok yerden farklı olarak size kendinizi oralı hissettirir. Ve aslında Hollywood filmlerinde izlediğimiz gibi maceralarla dolu bir hayatınız olmasa bile NY’da yaşamanın kendisi “cool” ve eğlencelidir. Orada hayatın ritmi hızlı ama düzenli, rutinleriniz renkli, can sıkıntınız zevklidir. Bilmiyorum yeterince açık anlatabildim mi : )

Zaman içinde “dünyada görülecek milyon tane yer varken bir kez gördüğüm bi şehre tekrar gitmem” şeklinde bir gezi felsefesi geliştirdim. Şimdiye kadar bulunduğum şehirler arasında bu kaideyi bozabilecek tek istisna NY. Biliyorum ki şartlar elverdiğinde dönüp dolaşıp tekrar gidicem oraya. Şansım yaver giderse belki yine kısa bir süre için yaşamaya, olmadı birkaç haftalığına gezmeye… Eminim ki on yıl sonra bile gitsem çok büyük değişikliklerle karşılaşmayacağım. Belki yeri değişmiş ya da kapanmış birkaç mekanla, atıl eski alanlardan dönüştürülmüş yeni park ya da müzeler… Ve o zaman da yine zamanında yapmaktan büyük keyif aldığım sıradan şeyleri yapıcam. 42. Cadde üzerinden kahvemi alıp Bryant Park’ın çimenlerine uzanmak, Soho’da avare avare dolanıp Central Park’ta bisikletle tur atmak gibi. Belki akşama bir Off-Broadway oyunu denk getiririm ya da Village’de bir caz bar… Sabah olsa da bagel yesem diye düşünerek eve doğru yola koyulurum sonra. İşte son zamanlarda bu kadar alalade bir günün hayalini kurup kurup mutlu oluyorum.

Sevgili NY, gözlerinden öpüyorum…

Reklamlar

4 responses to “Ah Güzel New York!

  1. Gözlemlerini ve duygularını çok güzel anlatmışsın.Emeğine ve yüreğine sağlık. sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s